AVRUPA BİRLİĞİ’NDE SKDM (CBAM) SÜRECİ VE YÜZEY İŞLEM SEKTÖRÜNE ETKİLERİ
CBAM Sürecinde Yüzey İşlem Sektörünü Neler Bekliyor?
Avrupa Birliği’nin iklim politikaları kapsamında yürürlüğe aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), yalnızca demir-çelik ve alüminyum üreticilerini değil, bu malzemeleri işleyen tüm alt sanayi kollarını da yakından ilgilendiriyor.
European Commission tarafından hayata geçirilen düzenleme, karbon yoğun üretimin Avrupa dışına kaymasını önlemeyi ve ithal ürünlerde karbon maliyetini dengelemeyi amaçlıyor.
Geçiş süreci 2023 yılında başladı. 2026 itibarıyla ise mali yükümlülükler tam anlamıyla devreye girecek. Bu tarih, özellikle alüminyum ve çelikle çalışan yüzey işlem tesisleri için kritik bir eşik anlamına geliyor.
CBAM Nedir, Kimi Kapsıyor?
CBAM’ın ilk fazında kapsama alınan sektörler şunlar:
- Demir-çelik
- Alüminyum
- Çimento
- Gübre
- Elektrik
- Hidrojen
Yüzey işlem sektörü doğrudan liste içinde yer almasa da, çelik ve alüminyum yarı mamuller üzerinde işlem yapan kaplama tesisleri dolaylı biçimde sistemin etkisi altına giriyor.
Özellikle:
- Galvaniz kaplama
- Çinko-nikel kaplama
- Eloksal (anodizasyon)
- Elektrostatik toz boya
- Krom kaplama
gibi proseslerde kullanılan enerji yoğun üretim yöntemleri, karbon hesaplamalarında belirleyici hale geliyor.
Karbon Maliyeti Nasıl Hesaplanacak?
CBAM kapsamında ithalatçılar, ürünün üretim sürecinde ortaya çıkan karbon emisyonlarını raporlamak zorunda.
Bu noktada üç temel emisyon kalemi öne çıkıyor:
Scope 1: Doğrudan proses kaynaklı emisyonlar
Scope 2: Elektrik tüketimine bağlı dolaylı emisyonlar
Scope 3: Tedarik zinciri kaynaklı emisyonlar
Yüzey işlem tesislerinde özellikle Scope 2 emisyonları dikkat çekiyor. Elektroliz banyoları, fırınlama sistemleri ve kurutma hatları yüksek elektrik tüketimi nedeniyle karbon yoğunluğu oluşturuyor.
Elektrik üretiminin karbon faktörü yüksek olan ülkelerde faaliyet gösteren firmalar için bu durum, ihracat maliyetini doğrudan artırabilecek bir risk unsuru.
Türkiye Açısından Durum
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan SKDM Geçiş Kayıt Sistemi verileri, Türkiye’nin geçiş döneminde üretim miktarı bazında üst sıralarda yer aldığını ortaya koyuyor.
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan rehberlerde, ihracatçı firmaların karbon muhasebesi altyapılarını oluşturmaları gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye, AB’ye en fazla demir-çelik ve alüminyum ihracatı yapan ülkeler arasında yer alıyor. Bu nedenle yüzey işlem tesislerinin bağlı bulunduğu ana sanayi firmalarının karbon raporlama talepleri artmaya başladı.
Birçok büyük üretici şimdiden tedarikçilerine şu soruları yöneltiyor:
- Yıllık elektrik tüketiminiz nedir?
- Yenilenebilir enerji kullanıyor musunuz?
- Emisyon hesaplaması yapıyor musunuz?
- ISO 14064 veya benzeri karbon doğrulama sisteminiz var mı?
Bu sorular, yakın gelecekte standart hale gelebilir.
Yüzey İşlem Tesisleri İçin Riskler
CBAM süreci üç temel risk barındırıyor:
1 – Maliyet Artışı : Karbon sertifikası maliyeti, Avrupa pazarına satış yapan firmaların fiyat rekabetini etkileyebilir.
2 – Tedarik Zinciri Baskısı : Ana sanayi firmaları, düşük karbonlu tedarikçilerle çalışma eğilimine girebilir.
3 – Finansman Erişimi : Bankalar ve yatırımcılar karbon raporlaması yapmayan firmalara daha temkinli yaklaşabilir.
Fırsat Tarafı da Var
Her regülasyon aynı zamanda bir dönüşüm fırsatı anlamına geliyor.
Yüzey işlem tesisleri için öne çıkan fırsatlar:
- Çatı GES yatırımları
- Isı geri kazanım sistemleri
- Enerji verimli doğrultucu sistemler
- Proses optimizasyon yazılımları
- Atık kimyasal geri kazanımı
Düşük karbonlu üretim modeli benimseyen tesisler, Avrupa pazarında avantaj sağlayabilir.
2026’ya Kadar Ne Yapılmalı?
Uzmanlar şu adımları öneriyor:
1-Elektrik tüketim analizi yapılmalı
2-Proses bazlı emisyon hesaplama çalışması başlatılmalı
3-Karbon muhasebesi danışmanlığı alınmalı
4-Yenilenebilir enerji fizibilitesi çıkarılmalı
5-Tedarik zinciri sözleşmeleri gözden geçirilmeli
SKDM Revizyonu: Downstream Sektörlere Genişleme
Ticaret Bakanlığı tarafından paylaşılan revizyon önerisine göre, SKDM kapsamının yalnızca ham demir-çelik ve alüminyumla sınırlı kalmayıp, bu girdileri kullanan sektörlere doğru genişletilmesi gündemde.
CBAM artık bir çevre politikası olmanın ötesinde, ticaret politikası haline gelmiş durumda.
Sonuç : Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında uygulamaya alınan CBAM, yüzey işlem sektörünü doğrudan hedef almasa da, alüminyum ve çelikle çalışan tüm kaplama tesislerini dolaylı biçimde etkiliyor.
2026 sonrası dönemde karbon maliyeti, kalite ve fiyat kadar önemli bir rekabet parametresi olacak.
Yüzey işlem sektörünün bu süreci yalnızca bir yükümlülük olarak değil, teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışı fırsatı olarak değerlendirmesi gerekiyor.